2014’e girerken…

15 Aralık 2013 Pazar - 15:15
Kategori: Makale

PAYLAŞ

Adettendir ve de klasiktir ki, bir yıl değerlendirilirken “acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, hüznüyle, mutluluğuyla koskoca bir yıl daha geride bıraktık “ denir. 

Ancak geride kalan yalnızca koskoca bir yıl değil elbette ki!

Ardımızda kalan 365 günlük süreçte, hastayı doktorla, anneyi bebeğiyle, sevenleri birbiriyle buluşturan; hasretlere, vuslatlara, aşklara konu olan o yolları inşa eden biz yol endüstrisi tarafları, ülkemiz yollarını inşa ederken sadece ülkemize değil aslında 3 kıtayı birbirine bağlayarak insanlığa kıtalararası hizmet sunuyoruz. Bu sorumluluğun ve işin yükü tabii ki ağır…

2013’de yine bu yoğun çalışmalar endüstrinin tüm paydaşları tarafından özveri ile yürütülüp hayata geçirildi…

Ve 2013’de de her süreçte olduğu gibi gün oldu başardık-sevindik, gün oldu kaybettik- üzüldük…

Doğal olarak insanlık hallerinin hepsini yaşadık…

Ve bu yaşananlara ait tüm duygu ve anıları bu sefer de 2013’de bırakıyoruz.

Oldukça uzun süreden beri bu endüstride bulunan birisi olarak, 2014’e girerken, ülkemiz asfalt yol endüstrisinin gerek teknik, gerek ekonomik, gerekse kültürel açıdan ivmesinin son derece arttığını görmekten duyduğum gururu sizlerle paylaşmak ve bu konuda sizlerle hem fikir olmak isterim.

Zira yılların sular seller gibi aktığı bu yolda endüstri geçmişine şöyle bir bakınca birçok alanda sıçrama hareketleri görüyoruz. Örneklemek gerekirse, müteahhitlerimizin sadece ulusal değil, uluslar arası arenada marka haline dönüşmesi, yol idarelerinin birçok yol projelerini hayata geçirmesi ile ülkemiz yol ağının artması ve yeni projeler ile ülkemiz endüstrinin cazibe merkezi haline gelmesi gibi konulardan tutun da, yıllar önce İstanbul’da ilkini düzenlediğimiz Asfalt Sempozyumu ile 2013 Kasım’ında sonuncusuna bakıldığında kat edilen yolları, teknik çalışmalarda gelinen düzeyi, uluslar arası kurum ve kuruluşlar tarafından tanınırlık ve saygınlığımızın artması ve birçok alanda gelinen yüksek düzeyi sevinçle izliyoruz. Ancak bu gelişmeleri sadece “ çağın gereklerine uymanın kaçınılmaz sonuçları” yaklaşımlı ile değerlendirmenin de endüstriye yapılacak bir haksızlık olduğu konusunda da umarım hemfikirizdir.

Zira hayatta elde edilen olumlu sonuçlar ve” başarı” olarak tanımlanan sürece bakıldığında bunların “tesadüf ve/veya şanstan” öte, “sürdürülebilir bilgi-emek-azim ve de sağduyu” gerektirdiği belirtiliyor…

Tam da bu noktada bir anekdotu sizlerle paylaşmak isterim:

İsteklerine hep ulaşmış, kişilere “doğarken şanslı” ifadesi kullanıldığında sosyal bilimciler tarafından şu açıklama getirilmiştir: “Doğarken şanslı diye tanımlanan insanların çok önemli bir ortak özelliği vardır: O da bu kişilerin yolda yürürken, önlerinde bulunan ve belki hiç görünemeyecek kadar küçücük ve incecik bir kılcal çatlağı görebilme ve de onu alıp koskoca bir yarık haline getirebilme yetileridir”.

Tabii ki şanslar vardır yaşamımızda… Bu gerçek ama başarıya etki oranı tartışılabilir.

Ve ben bu noktadan hareketle, asfalt endüstri taraflarının son derece kararlı hareketleri ile bugün ulusal ve uluslararası alanda yakaladığı bu yüksek çıtayı, insanlardaki “yaratıcılık, azim, bilgilenme ve başarı arzusu ile istekle işe sarılmanın bir sonucu” olarak yorumluyorum…

Ve suç’un olduğu gibi başarı’nın da çoğunlukla tek bir sahibi bulunmadığından, bu noktaya, endüstrinin her bir kesimin üstüne düşeni isteyerek ve büyük emekle yapması ile gelindiğini varsayıyor ve bu nedenle yaşanan bu gururdan herkesin hak ettiği payı almasının da hakkaniyetli olacağını düşünüyorum.

Burada devlet- özel sektör- belediyeler- üniversiteler- müşavirler- sivil toplum kuruluşları-öğrenciler ve diğerleri bir arada çalışmış ve “yolları birleştirmek” için bir çaba sarf etmiştir.. Tabii ki alınacak daha çok yol olabilir ama yakalanan başarı da ortadadır…

Aslında burada ısrarla söylemek istediğim paralel bir konu var:

Yıllar geçerken, yollarımızın uzunluğu artıyor, dolayısı ile o yollar mekânları daha çok birleştiriyor, bu süreç zarfında geride bırakılan anılar da artıyor… Ve bizler bu yolda sevinçlere sevinç, hüzünlere hüzün katarak yol alıyoruz.

Elimizde kalan şeyler ise “yollar, anılar ve de kendimiz – çevremiz için yani yaşam için harcadıklarımız ve biriktirdiklerimiz”…

Yani konuya daha büyük pencereden baktığımızda endüstrilerde yaşanan bu süratli yolculukta acaba yaşamın tam da ortasında olan “bizlerde” gelişmeler ne merkezde?

Yani acaba yıllar geçerken kayıplarımızın - kazançlarımızın etkisini, yaşananlardan ders alabilmeyi, geçmişteki kayıplarımızın gelecekteki kazançların temelini oluşturacağını, farklı fikirleri bizi geliştirecek fırsatlar olarak görebilmeyi ve onları merak ve saygıyla dinleyebilmeyi, geri adım atmanın bir erdem olduğunu, özeleştiri yapmanın asla bir zayıflık olmadığını ve hatta bir özgüven olduğunu, eleştirilerimizin olumlu ve yapıcı olmasını, gelişmek için değişmenin olması gerektiğini, eksikliklerimizin farkında olmayı ve bunların tamamlanmasına çaba göstermeyi, yaşama almadan bir şeyler verebilmeyi, umutları yaşatabilmeyi, empati yapabilmeyi, geçmişe takılıp kalmamayı, gençlere yeni kapılar açmayı, olumsuz eleştiride olduğu kadar olumlu eleştirilerde de bonkör olabilmeyi, ben bilincini ve hırs oranını zararsız seviyelerde tutabilmeyi, “biz” demeyi, bu kelimeyi daha çok kullanabilmeyi ve bu bilinci artırabilmeyi… ve de bunun gibi birçok erdemi ne kadar aşılıyor bizlere geçen yıllar?

Ardımızda bıraktığımız yıllarla birlikte bu erdemlerimizin daha çok artması ve böylece geçen yılların sadece “yolları” değil, tüm “gönülleri” daha çok bileştirmesi dileğimin yanı sıra,

İnşa ettiğimiz, insanları birbirine bağlayan “yollarımızın”

  • İnsanlığın bütün güzel değerleri ile buluşmasını,

  • Arkadaşlık, barış ve sevgiden geçmesini,

  • Tüm insanları kardeşlik ve dostlukla birleştirmesini

Gönülden diliyor,

Hepinize 2014 yılında sağlıkla, her şey gönlünüzce olması temennilerimi iletiyorum.

Saygılarımla,

Gülay Malkoç
 

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap